Anonim Şirketin Mal Varlığından Tahsil Edilemeyen Amme Alacaklarından Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu ve Alacağın Takibi ve Tahsili

Erdoğdu ÖZ

Yeminli Mali Müşavir

Erta Bağımsız Denetim ve YMM Ltd.Şti.

www.ertadenetim.com

İstanbul, 16.10.2013

 

ANONİM ŞİRKETİN MAL VARLIĞINDAN TAHSİL EDİLEMEYEN AMME ALACAKLARINDAN  KANUNİ TEMSİLCİLERİN SORUMLULUĞU VE ALACAĞIN TAKİBİ VE TAHSİLİ

I-GİRİŞ

Tüzel kişilerin, mal varlığının olmaması, şirketin dağılması, faaliyette bulunmaması ve benzeri nedenlerden dolayı kesinleşmiş amme borcunu ödeyememesi hallerinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun gereğince tüzel kişilerin kanuni temsilcileri ödenmeyen borçtan dolayı sorumludurlar.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda, doğrudan anonim şirketin kanuni temsilcisinin sorumluluğu hakkında özel bir düzenleme yoktur. Kanuni temsilcilerin sorumluluğu konusunda genel bir düzenleme bulunmaktadır ve anonim şirket kanuni temsilcilerine de uygulanmaktadır.

Bu konudaki mevzuat, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun  Mükerrer 35[1] ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10 ncu maddesinde bulunmaktadır. 6183 sayılı kanunun  mükerrer 35 nci  maddesi hükmünde zamanla değişiklikler yapılmıştır.

Ayrıca, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunla anonim şirket hükümlerinde yapılan değişiklik kanuni temsilcilerin sorumluluk hükümlerinin uygulamasını da etkilemiştir.

Makalemizin konusu, 6183 sayılı kanuna göre, anonim şirketten tahsil edilemeyen amme alacaklarının kanuni temsilcilerden takip ve tahsil usulü hakkındaki açıklamalarımız olacaktır.

II- ANONİM ŞİRKETİN KANUNİ TEMSİLCİLERİ 

6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci maddesi uygulamasında, Türk Ticaret Kanununun  A.Ş  kanuni temsilcilerinin kimler olduğu önem arz ettiğinden,  bu konuya ilişkin Türk Ticaret Kanununun ilgili hükümleri bu bölümde özet olarak ortaya konulacaktır.

Bilindiği üzere,  6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu genel olarak  01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren  6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile yürürlükten kalkmıştır. 01.07.2013 tarihinden sonra yapılmış olan kanuni temsilci yetkilendirmeleri nedeniyle sorumluluk 6102 sayılı kanuna göre, bu tarihten önce yapılan yetkilendirmeler nedeniyle sorumluluk 6762 sayılı kanun hükümlerine göre tanımlanması gerekir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 370 inci maddesinde,  şirketin temsil yetkisi;

“(1) Esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisi çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir.

(2) Yönetim kurulu, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebilir. En az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz olması şarttır.” şeklinde düzenlenmiştir.

6102 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinde ise, anonim şirketin yönetim kurulunun; esas sözleşme ile atanmış veya genel kurul tarafından seçilmiş bir veya daha fazla kişiden oluşması gerektiği hükme bağlanmıştır.

Bu hükümlere göre 6102 sayılı kanuna göre anonim şirketin kanuni temsilcisi: şirket esas sözleşmesi ile atanmış veya genel kurul tarafından seçilmiş yönetim kurulu üyeleri veya yönetim kurulu üyelerinden en az birinin bulunması koşuluyla yönetim kurulu tarafından müdür olarak atanmış üçüncü kişilerdir.

6762 sayılı Kanunun 317 nci maddesinde; “Anonim şirket idare meclisi tarafından idare ve temsil olunur.” hükmü, genel kuralı belirtilmekte, ancak vazifelerin azalar arasında ne şekilde taksim olunacağı 319 uncu maddede düzenlenmektedir.

Anılan maddede, “Esas mukavelede idare ve temsil işlerinin idare meclisi azaları arasında taksim edilip edilmeyeceği ve taksim edilecekse bunun nasıl yapılacağı tespit olunur. İdare meclisinin en az bir azasına şirketi temsil salahiyeti verilir.

Esas mukavele ile temsil salahiyetinin ve idare işlerinin hepsini veya bazılarını idare meclisi azası olan murahhaslara veya pay sahibi olmaları zaruri bulunmayan müdürlere bırakabilmek için umumi heyete veya idare meclisine salahiyet verilebilir. Bu gibi kayıtlar bulunmadığı takdirde 317 nci madde hükmü tatbik olunur.” hükmü yer almaktadır.

Bu hükümlere göre, 6762 sayılı kanuna göre anonim şirketin kanuni temsilcisi: şirket esas sözleşmesi ile temsile yetkilendirilmiş veya kaynağını esas sözleşmeden alan yetki ile idare meclisi ya da genel kurulca temsil yetkisi verilmiş kişi veya kişilerdir.

6102 sayılı Kanunun 373 ncü maddesinde, yönetim kurulu, temsile yetkili kişileri ve bunların temsil şekillerini gösterir kararının noterce onaylanmış suretini, tescil ve ilan edilmek üzere ticaret siciline vereceği, hüküm altına alınmıştır(6762 sayılı kanunun 323 ncü maddesi aynı mahiyettedir.).

Aynı Kanunun 36 inci maddesi gereğince de bu tescil, ilan tarihinden itibaren hüküm ifade eder(6762 sayılı Kanunun 38 nci maddesinde benzer hüküm bulunmaktadır).

Bu durumda, 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci maddesinin uygulamasında, temsile yetkili olanlar, şirketin amacına ve işletme konusuna giren her tür işleri ve hukuki işlemleri, şirket adına yapabilenler  kanuni temsilci sayılırlar.

III-ANONİM ŞİRKETİN AMME BORCUNDAN  DOLAYI KANUNİ TEMSİLCİLERDEN ALACAĞIN TAKİBİ VE TAHSİLİ

6183 sayılı Kanunun 54 ve müteakip maddelerine göre yapılan takip sonucunda amme borçlusunun mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, yukarıda belirtildiği şekilde tayin olunan kanuni temsilcilerin mal varlığından tahsil edilmesi gerekmektedir.

A.Ş. Kanuni temsilcileri hakkında takibe geçilebilmesi için, Kanunun 54[2] ve müteakip maddelerine göre şirket hakkında yapılan takip muameleleri sonucunda amme alacağının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerekmektedir.

Tahsil edilemeyen amme alacağı terimi[3]; Amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını,

Tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı terimi4; Amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını,”

şeklinde tanımlanmıştır.

Bu düzenleme çerçevesinde A.Ş. kanuni temsilcilerinin  sorumluluğuna başvurulmadan önce alacaklı tahsil dairelerince Kanunun 3 üncü maddesinde yer alan tanımlardaki hususlar dikkate alınmak suretiyle yapılacak işlemlere dayanılarak amme alacağının şirketten tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerekmektedir.

Kanaatimce, amme alacağının şirketten tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması kanıtlayıcı bir belgeye dayandırılmalıdır.

Yukarıda yer verilen açıklamalar dikkate alınarak, gerek 6102 ve gerekse 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre bir anonim şirketin kanuni temsilcileri;

a) Öncelikle şirket esas sözleşmesinde yönetim kurulu üyelerinden birinin veya birden fazlasının şirketi temsile yetkili kılınıp kılınmadığı,

b) Şirketi temsile yetkili üye esas sözleşmede belirlenmemiş ise sözleşmede yönetim kurulu veya genel kurula, yönetim kurulu üyesi olması şartıyla murahhas üyeleri veya şirkette pay sahibi olmayan sorumlu müdürleri temsilci olarak belirleme konusunda yetki verilip verilmediği,

c) Esas sözleşmede temsilci belirleme konusunda yetkisi bulunan organ tarafından bu yetki çerçevesinde temsil salahiyetinin; yönetim kurulu üyelerinden biri veya birkaçına ya da yönetim kurulu üyelerinden en az biri ile birlikte şirketin sorumlu müdürü veya müdürlerine devredilip devredilmediği,

hususlarına göre belirlenecektir.

6102 sayılı Kanunun yönetim kuruluna verdiği yetki çerçevesinde temsil yetkisinin devredilip devredilmediği konusu da araştırılmalıdır.

Bu hususların varlığı, ticaret sicili kayıtlarına ve ilanın yapıldığı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesine bakılarak tayin olunacaktır.

Yapılacak tespit sonucunda; şirketi temsil salahiyetinin murahhas üye veya üyeler ile müdür olarak üçüncü kişilere bırakıldığının anlaşılması halinde amme alacağının bunlardan takip ve tahsiline gidilmesi, bu durumda diğer yönetim kurulu üyeleri hakkında işlem yapılmaması icap etmektedir.

Şirket esas sözleşmesinde bu şekilde bir görevlendirmeye ilişkin herhangi bir kayıt bulunmaması halinde, yönetimde bulunan tüm üyelerin müşterek ve müteselsil sorumlulukları dikkate alınarak haklarında 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci maddesi uyarınca işlem yapılacaktır.

A.Ş.’lerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda farklı kişilerin kanuni temsilci olması halinde söz konusu kişiler, amme alacağından müteselsilen sorumlu tutularak, Kanunun mükerrer 35 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takip edilecektir.

Amme borçlusunun birden fazla kanuni temsilcisi bulunduğu takdirde, ilgili kanunlara göre kanuni temsilcilerin sorumluluk şekline bakılacak ve müşterek ve müteselsil sorumlu olanlar hakkında tahsil edilemeyen veya edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının tamamı için her birine ayrı ayrı ödeme emri düzenlenmek suretiyle takibe geçilecektir.

Vergi Usul Kanunu kapsamına giren amme alacakları dahil olmak üzere tüm amme alacakları için mükerrer 35 inci madde uyarınca takip yapılması mümkün bulunmaktadır.

Yeterli şartlar oluştuğu takdirde 6183 sayılı Kanunun “Amme alacaklarının korunması” başlıklı ikinci bölümünde yer alan teminat isteme, ihtiyati haciz, ihtiyati tahakkuk ve diğer korunma hükümlerinin amme borçlusunun yanı sıra amme borçlusu sayılan kanuni temsilciler hakkında da uygulanması gerekir.

Kanuni temsilcilerin takibine ödeme emri tebliği ile başlanmalıdır.

6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci maddelerinde yer verilen sorumluluklar ile 213 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde düzenlenen sorumluluk nedeniyle yapılacak takiplerde kanuni temsilcilerin takibinde bir öncelik sıralaması söz konusu olmadığından, kanuni temsilciler hakkında yapılacak takiplere aynı zamanda başlanılması gerektiği Seri A Sıra No:1 Tahsilat Genel Tebliğinin VIII/10 bölümü hükmüdür.

Danıştay 4. Dairesinin 22.03.2012 gün ve E.2009/2694 K.2012/955 sayılı  ayrışık oyla verdiği kararı da bu yöndedir.

Bu uygulamanın da, mükerrer tahsilatlara ve mükerrer ihtilaflara neden olacağını düşünmekteyim.

SONUÇ:

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunda, Anonim şirketin kanuni temsilcisinin sorumluluğu hakkında özel bir düzenleme yoktur. Kanuni temsilcilerin sorumluluğu konusunda genel bir düzenleme bulunmaktadır ve anonim şirket kanuni temsilcilerine de uygulanmaktadır.

Bu makalemizde; Seri A Sıra No:1 Tahsilat Genel Tebliğinde ve daha sonra yayımlanmış olan tebliğ hükümleri dikkate alınarak anonim şirket kanuni temsilcilerinin amme alacağı karşısındaki sorumluluğu açıklanmıştır.



[1]Mükerrer Madde 35

(Ek: 25/5/1995 – 4108/11 md.)

Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.

Bu madde hükmü, yabancı şahıs veya kurumların Türkiye’deki mümessilleri hakkında da uygulanır.

Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmaz.

Temsilciler, teşekkülü idare edenler veya mümessiller, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilirler.

(Ek fıkra: 4/6/2008-5766/4 md.) Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulur.

(Ek fıkra: 4/6/2008-5766/4 md.) Kanuni temsilcilerin sorumluluklarına dair 213 sayılı Vergi Usul Kanununda yer alan hükümler, bu maddede düzenlenen sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

[2] Cebren Tahsil Şekilleri:,

1. Amme borçlusu tahsil dairesine teminat göstermişse, teminatın paraya çevrilmesi yahut kefilin takibi,

2. Amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi,

3. Gerekli şartlar bulunduğu takdirde borçlunun iflasının istenmesi.

[3] 6183 sayılı Kanun md.3