Bülten 2011-15 Yurt Dışından Gelen Hizmet Faturalarında KDV Tevkifatı ve Kur Farkı

      Erdoğdu Öz

Yeminli Mali Müşavir

 

 

BÜLTEN ( E.Ö. 2011/15 )

YURT DIŞINDAN GELEN HİZMET FATURALARINDA KDV TEVKİFATI

VE

KUR FARKI 

                                                                                                  İstanbul,17.12.2011

 

 

Katma Değer Vergisi Tevkifatı

Yurt dışı hizmet faturası bedelinin KDV’ye tabi olup olmadığının tespiti için  öncelikle işlemin KDVK kapsamına girip girmediğinin, kanun kapsamına alınan bir işlemin de istisna veya muafiyet kapsamına alınıp alınmadığı belirlenmelidir.

KDV’de vergilendirme şartı; KDVK kapsamına giren işlemlerin Türkiye’de yapılması ve yurt dışında yapılan hizmetlerden Türkiye’de faydalanılmasıdır.

Buna göre, Türkiye’de ifa edilen veya yurt dışına ifa edilmekle birlikte Türkiye’de faydalanılan hizmetler KDV’ye tabidir.

Türkiye’de yapılan, ancak yurt dışında faydalanılan hizmetler KDV’nin konusuna girmekle birlikte  KDV Kanunu’nun 12/12 nci maddesindeki şartları taşımak kaydıyla KDV’den istisna bulunmaktadır.

Türkiye’deki bir mükellefin;

– Yurt dışındaki otellere turist, okullara öğrenci, fuarlara ziyaretçi veya katılımcı bulunmasına yönelik yurt dışındaki firmaya Türkiye’de verdiği aracılık hizmetleri,

– Yurt dışındaki firmalara ait ürünlerin Türkiye’de satışı için bu firmalara verdiği pazarlama, aracılık, danışmanlık vb. hizmetleri

genel esaslar çerçevesinde KDV’ye tabi bulunmaktadır. Bu işlemlerin, KDV Kanununun 11/1-a ve 12/2 nci maddelerine göre ihracat istisnası kapsamında değerlendirilmesi de söz konusu değildir.

Öte yandan, Türkiye’deki bir firmanın yurt dışından ithal edeceği mallara ilişkin olarak yurt dışındaki firmadan yurtdışında aldığı kalite kontrol, barkodlama, elleçleme vb. hizmetlerden Türkiye’de faydalanıldığından, bu hizmetler genel esaslar çerçevesinde KDV’ye tabi olacaktır(60 Seri Nolu KDV Sirküleri).

Aynı şekilde, Türkiye’deki bir mükellefin;

– Yurt dışında düzenlenen bir fuara Türkiye’den katılan firmalara yurt dışında verdiği stant kurulumu, montajı, lojistik vb. hizmetler,

– Yurt dışında yaptığı inşaat, onarım, montaj işleri,

– Yurt dışındaki bir firmanın doğrudan yurt dışındaki başka bir firmaya (mallar Türkiye’ye gelmeksizin) yapacağı teslimlere ilişkin olarak verdiği aracılık hizmeti,

– Türkiye’deki başka bir firmanın personelini yurt dışına götürmek suretiyle aynı sektörde faaliyette bulunan yabancı firmalarla tanıştırma, bilgilendirme, eğitim şeklinde yurt dışında verdiği danışmanlık hizmeti,

– Yurt dışındaki bir firmanın mallarının, yine yurt dışındaki bir başka firmaya pazarlanmasına yönelik olarak yurt dışında verdiği satış komisyonculuğu hizmeti

Türkiye’de ifa edilmediğinden veya bu hizmetlerden Türkiye’de faydalanılmadığından KDV’nin konusuna girmemektedir.

Türkiye’de serbest meslek faaliyeti dolayısıyla KDV mükellefi olan bir doktor veya avukatın, Türkiye’de KDV mükellefi olan bir firmaya yurt dışında verdiği hizmetler de verginin konusuna girmeyecektir(a.g.sirküler).

Yurt dışından gelen malların KDV’si  gümrükte mal millileştiğinde gümrükte ödendiğinden tevkifat söz konusu değildir. Yurt dışından sağlanan hizmetlerin gümrükten geçmesi söz konusu olmadığından, KDV’nin bu aşamada ödenmesinin kontrolü zor olduğu için hizmet ithalinde  hizmeti ithal edenler KDV’den sorumlu tutulmuştur.

Dolayısıyla  Türkiye’de ikametgahı, işyeri, kanuni iş merkezi bulunmayan yabancı kişi ve kuruluşlardan sağlanan hizmetler KDV konusuna giriyorsa, bu işlemlere taraf olan gerçek veya tüzel kişiler sorumlu sıfatıyla KDV hesaplayıp beyan edecektir(KDVK Md.9).

Yurtdışından sağlanan hizmet bedellerinde genelde yabancı para cinsinden ödeme yapılmaktadır. Bu durumda, KDVK’nın 26 ncı maddesi hükmü uyarınca, döviz cinsinden belirlenen mal ve hizmet bedeli vergi doğuran olayın meydana geldiği ( hizmetin tamamlandığı ) andaki TCMB döviz alış kuru üzerinden, Türk Lirası’na çevrilerek KDV tevkifatı hesaplanacaktır.   Eğer dar mükellefe net ödeme yapılacaksa, tam mükellef tarafından üstlenilen KDV tevkifat tutarı da KDV tevkifat matrahına dahil olacaktır.

Sorumlu sıfatıyla KDV’nin hizmet ifalarının tamamlanması ile hesaplanıp bu dönemde 2 no’lu kdv beyannamesi KDVK’nın 41’inci maddesi hükmü uyarınca işlemin gerçekleşmesini takip eden ayın 24’üncü akşamına kadar mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine verilecek ve 26’ıncı günü akşamına kadar ödenecektir.

Mükelleflerin  hesaplayıp tevkif ettikleri KDV, aynı zamanda 1 no’lu KDV beyannamelerinde indirilecek KDV olarak dikkate alınmaktadır. Sorumlu sıfatıyla KDV hesaplandığı dönemde devreden KDV tutarı çıkmadıkça, bu durum mükellefler üzerinde bir mali yük oluşturmaktadır.

Kur Farkı

Dar mükellef kurumlara ödenen bedellerle ilgili olarak ortaya çıkan kur farkları için de sorumlu sıfatıyla KDV hesaplanarak beyan edilecektir.

Ancak kur farklarının tevkifata konu edilmesi için fiili ödeme esastır. Dönem sonu değerlemelerinde ortaya çıkan kur farkları dolayısıyla dönem sonunda tevkifat yapılması gerekmez.

Vergi idaresi genel olarak, kur farklarının KDV tevkifatına tabi olduğuna ilişkin görüşler vermektedir. Tersi görüşler de  vardır. Uygulama sırasında risk almamak için tevkifat yapmakta yarar vardır. Bu konuda  vergi idaresinden özelge talep edilebilir.